Ağlıyorum Kahrımdan
Joker Turan, Revir Sedat, Yazıcı Tayfun oturmuş doğadaki tek tük detayları sayıyorduk. Turan kendi işinin benimle alakalı kısmıyla ilgili soru sordu, çok heyecanlıydı. Cümle sonuna soru işaretini koyar koymaz ben gayet alakasız olarak ve işinin bankacılık olduğunu hiç düşünmeden “İnternetten sanal kredi kartımla ödeme yapmam gerekiyor ama telefonum yanımda olmadığından dolayı internet şubesinde para aktarımı için gerekli şifreyi alamıyorum, ne yapabilirim” diyerek önemli sorusuna soru ekledim.
“Telefon bankacılığı” –dedi.
“Aradım telefonla… Bankamı bir kez daha sevdim, tıpkı benim gibi hiçbir şeye inanmıyorlar, benim ben olduğuma bir türlü inandıramadım. İşin ilginci bir sürü soru sorup bir süre sustuktan sonra işleminizi yapamıyorum dedi karşımdaki melek; ekranda günah sayfama baktığını hissettim.” –dedim.
Gerçekten ne gibi bir şeyler yaptı o telefonun ucundaki görevli. Manevi bir hattan günahlarıma mı bağlandı; şu kadar yalan söylemiştir, eh işte birkaç kez doğruyu bulmuştur, bir baltaya sap olamamıştır gibi bir sayfayla mı karşılaştı? Yaptığım harcamaları mı gördü; ekranda yazanı okuyup “hımm alt sınıfmış” diye mi tekrarladı? Ne oldu o verdiğim bilgilerimin ışığında beklediğim süre içerisinde? Nefesimi mi dinledi? Birkaç bakır telden sıcaklığımı mı hissetmeye çalıştı, aman neyse!..
İçimde çocukça bir istekle, heyecanla, hıçkırıkla isteğimi yineleyerek sordum bu soruları: “Adamına, şekline göre muamelenin olmadığı bir dünya…”
Turan dedi: “İşte sen bir olaysın abi.” Şirketlerin beklentileri karşılamak istedikleri maddelerden biriymişim. Yani ben askerim, doğal olarak cep telefonum yok, en doğal halimleyim. İnternetten ödeme yapmak istiyorum, ama yapamıyorum. Mağdurum. Tüm ağlıyorum kahrımdan, arabesk halimden sıyrılıp şirket yetkililerinin bu konuya çözüm bulmasını istiyorum” diyerek elit bir şekilde noktalıyorum.
Ceylanpınar, Günlük