Recep İvedik 2 Günü
Film hakkında ayrıntılı yorum yapacağım bir yazı olmayacak. Tarih atmaktansa Recep İvedik 2′i izlediğim gün olarak başlık atmak istedim.
Dün uyandığımda zaten darmadağın olan psikolojimin parçalarının artık uzayı bulduğunu fark ettim. Rüyamda saçlı halimi görmüştüm, daha önce birkaç sefer olmuştu. Bu rüyalarım olayın imkansızlığından dolayı peri masalları gibidir. Lüle lüle saçlarım varmış; ayna karşısından uzun süre bu halime bakıp uzun süre şekilden şekle sokuyormuşum onları. Gerçekte saçlarım olsa bundan farksız olurdu yapacaklarım. Uyanınca üzüldüm tabii.
Akşam Yıldıztepe’ye doğru yola çıktım. Doğan’a uğrayıp oradan sinemaya gidecektik. Yolda küçük küçücük bir köpekle karşılaştım. Hiç risk almayım niyetiyle ara sokağa girdim. Sanki hayatım çok güzelmiş, çok özelmişim gibi bu risk almama takıntım beni daha büyük bir riskle tanıştırdı o an. Az ileride kocaman bir köpek, baş başayız ve birbirimize bakıyoruz. Hep söylerlerdi; köpekler insanların korktuğunu kafalarından çıkan ve insanların göremediği dumandan anlar diye; o an kafam tütüyordu, eminim. Yine risk almama sevdam ile koşmaya başladım; küçük köpek tarafından ısırılmak, yenilmek daha bir fantastik geldi bana. En azından tekme atabilir, salya akan ağzını tutabilirdim.
Az önce yürüdüğüm ana yola çıktım tekrar. Köpek arkamda değildi. Küçük olanı ise ileride dolanıyordu yine. Nefes nefese ve dikkatle izleyerek yanından geçtim gittim, köpek beni sallamadı bile. Yanlış tercihleri çok sık yaptığımdan yalama olmuş zihnim “ah ben niye o ara sokağa girdim” sorgulamasını yapmadı bile…
Recep İvedik-2 bana göre o kadar iyi değildi. Çok komik sahneler vardı, senaryo iyiydi ancak biraz aceleye gelmiş gibiydi.
senin hayatın bence bu filmden daha iyi gişe yapar çok renkli bir karaktersin harcanıyosun buralarda
Aman bir de sinemaya el atmayayım. Birden düşündüm de ne olabilir filmin adı diye; kadersiz, acıların çocuğu, bahtsız bedevi, salakman…
Gişe rekoru olabilir gerçekten; çok malzemem var.